HIÇKIRIK
Kesilmez yalnızlığımın dalları
Uzanıp batar içimdeki hıçkırıklara
Peşim sıra koşan gölgemdir karanlık
Vurur saniyeler arası duvarlarıma
Bazen ipini koparır gözyaşlarım
Gülmelerden sonraya yazılır yazgım
Bazen öylesine düşer zaman
Kalanlardan sonraya kurulur yalnızlık
Batar hıçkırıklarıma
Uyuyup ta büyüsün diye gün ve gece
Sıralarım ninnilerimi dudaklarıma
Gözlerini açamaz kalabalık beni görünce
Kanar aynalarımın simleri
Dökülür vicdansız avuçlara
Bir sağanak sıkıştırır ha bire beni
Ardımda mazinin izleri
Yürürüm ıssızlığına gecenin
Bugün
Yalnız fotoğraflardır hatırlanan
Nefessiz kalır içim
Çarpar başımı duvarlara
Kesilmez yalnızlığımın dalları
Batar içimdeki hıçkırıklara
Ocak 07
HÜZÜN
Hüzün kapımda gülüm
Hüzün yüzümde
Açmıyor penceremi umut
Umut senin yüzünde
Kar yağıyor düşlerime
Ellerinde şekilleniyor yüzüm.
Hüzün kapımda gülüm
Bu yüzden ağırdır yüküm.
Ve eğiktir başım
Hep yalnızlık bulur ayakuçlarında
Hep kar bulur
Hüzün sendedir gülüm
Bu yüzden hep hüzündür günüm
Ocak 07
YIKILIŞ
Bir arzunun yıkılışında,
Şehrayin bakışlarınla,
Hapsettiğin gönlüm;
Esaretinin kaçıncı yılı bilmeden,
Ve gözlerim;
Asiliklerini görmeden,
Pençesine düşerek bir alevin,
Bir arzunun yıkılışında,
Telli duvaklı birkaç resim,
Ve ben,
Yıkılıyoruz…
Hangi kapının ardına,
Saklarsak korkuyu,
Hangi mendile,
Hapsedersek gönlümüzü,
O kadar daha yaşlanıyoruz.
Duvarların,
Rengini yitirmesini
İzliyoruz.
Kırık pencerelerden…
Saymayı aksattığımız,
Birkaç yıllık günleri,
Derleyip topluyoruz.
Suratına fırlatmaya, hazır
Bekliyoruz,
Dostların gelişini.
Düşler eskitiyoruz
Maviliklerinden sıyrılmış,
Ve mandallar arasında:
Bir kaç asılmış hayalle
Avutuyoruz kendimizi.
Bir arzunun yıkılışında;
Sesim çıkmıyor
—Zaten hep böyleydin-
Diyemiyor dilim.
Ve elim gönlümün üstünde.
Ve elim dudaklarımı kapıyor.
İniltiler gönderiyorum,
Yüreğimden…
Bir arzunun yıkılışında,
Ben ve birkaç
Boğazımda düğüm,
Susmayı tercih ediyoruz
Bir arzunun
Son yıkılışı gibi…
Ağustos 97
GÜN GELDİ
Bir gün geldi
Müşteri malları beğenmedi
Eşiğe takılıp düştü bir çocuk
Gelenle uğraştıkça
Saçları aklaştı tezgâhtarın.
Fiyatlara baktıkça
Beli büküldü adamın.
Bir gün geldi
Arkasından iki damla yağmur yağdı.
—Gitmem- diye direten babanın.
Bir gün geldi
Son cümleyi söylediğime
Pişmanlık duydum.
Ayrıntılarını sunamadım özürlerin.
İçini dökerek rahatladı patronum.
Maaşım eksilerde süründü yine.
Bir gün geldi
Gözleri bozuldu,
Uzaktan kumandayı sahiplenen çocuğun.
Bir gün geldi
İlk azarımı işittim babamdan.
Gülümsemesi dudaklarında eridi annemin
Birbirini dinlemekten aciz
İnsanlar olduk semtlerin ortasında.
Her birimiz bir yana dağıldık..
Ve aile tablosundan
Bir bir eksildi tabaklar
Bir gün geldi
Erzurum’dan selam getirdi.
İsmini unuttuğum,
Bay komşum.
Biletimde endişe nefeslendi
Erzurum yollarında
Uykusuzluğu yaşarken.
Bir gün geldi
Ayrıntılarını sormadım,
Yatağına esir oldu anacığım.
Koltuğa sessizce çöktü kardeşim.
Ve bir bir pay edildi
Yastık altlarındaki sıkıntılar…
Üşüyen ayaklarımı unuttum.
Kirli yağmuru,
Islak paçalarımı,
Hasta anamı,
Her şeyi unuttum.
Erzurum sokaklarında.
Ve gücendirdiklerimin listesine
Ciğerimden söker gibi
Bir mezar ismi düştüm
Adımını dışarı atamaz,
Bir kadından
Bir çeyrek altın, birde memleket
Toprağıydı kalan.
Bir gün geldi:
Onu da unuttum.
Bir gün geldi
Davetsiz geliş gidişlerde,
Adını koyamadığım bir hastalığa
Yakalandım.
Söyleyeceği birkaç sözle,
Kanatları kırılmasın diye,
Gönül kuşumun.
Konuşmadan, unutmadan
Sakladım hastalığımı.
Bir gün geldi
Müşteri malları almayınca
Azarlarımı sıraladım işçime
Koltuğuna kuruldum
Fabrikamın.
Bir gün unuttum çocukluğumu
Unuttum soğukluğunu,
Erzurum’un
Ve büyümelerimin ardından
Bir gün kaldı hatırımda
Onu da unuttum
Eylül 97
GÖR
Kalemimin kırılışını gör sevdiğim
Akşamların acısını duy içinde
Gel seninle bir -of -çekelim
Sallansın içimiz derdimizle.
İsimsiz bir gazetenin,
Manşetsiz sayfalarını okuyalım.
Hükümsüzdür ilanlarına ekleyelim,
Duygularımızı.
Kızılay Parkında otururken;
Unuttuklarımızı hatırlayalım.
Hüznümün sınırını gör sevdiğim.
Beni çiğneyip geçen
Gözlerini gör
Bir cam parçasında…
Ve ıslaklığını sezdirmeyen
Gözlerimi kaldır
Ayakuçlarımdan.
Sessizim biliyorum
Biçareliğimi yüzüme vuran
Kelimelerden haberim var
Susma sevdiğim
Bir şiir oku;
Şairini söylemeden.
Ya da bir masal anlat,
Aşinalığını yitirmiş
Gözlerini gör sevdiğim
Acımasızlığını dindir sevginin
Kayboluşlarımın adını koy bu akşam
Gözlerimin suskunluğunu bil
Ve senin yanındayken
Bir araya getiremediğim
Kelimelerin derdini sor:
Yirmi dokuz harfi
Yirmi dokuz zulüm olan alfabeden.
Umudumun bitişini gör sevdiğim
Cam parçalarının düşüşünü duy içinde
Ve gel seninle bir- of- çekelim
Oflar yerini şaşırsın derdimizle…
Ekim 97
HEP-I-
Ve hep bir sevgiliye,
Yazıldı şiirler
Acıda olsa
Bir sevgiliye
Ve hep
Yeniden için
Feda edildi sevgililer.
Unutmanın kolaylığını
Kurallara bağlarken,
İçeriği ne olursa olsun,
Kalıtımsız bir zamandan
Düzensizlikleri ekledik gönlümüze.
Ve kimin için bilmeden
Koşup durduk yeniye.
Ve hep
Tutsaklığı yaşamak için
Nasipleniyoruz havadan
Unutulmuşluğun adına diktiğimiz,
Anıtlar ağlıyor şimdi
Yanaklarında ılıklığı hala
Özlemlerin…
Dağ, taş, toprak,
Yangınını söndüremiyor unutulanların
Ve hep
Sonu ayrılıkla biter
Tamamlanmamış mısraların
Ve hep bir sevgiliye,
Yazıldı şiirler
Acıda olsa
Bir sevgiliye….
Aralık 97 |